top of page

Kamulaştırmasız El Atma Nedir? Genel Hatlarıyla Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davaları

  • Yazarın fotoğrafı: İsmail Çorbacıoğlu
    İsmail Çorbacıoğlu
  • 5 May
  • 5 dakikada okunur

Kamulaştırmasız El Atma Kavramı


Kamulaştırmasız el atma, idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usule uygun bir kamulaştırma işlemi yapmadan fiilen veya hukuken müdahale etmesi durumudur. Bu müdahale sonucunda taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı fiilen veya hukuken kullanılamaz hale gelir.


Bu durum, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Devletin kamu yararı amacıyla taşınmazlara müdahale etmesi mümkündür; ancak bu müdahalenin hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi ile ve bedeli ödenerek yapılması gerekir. Aksi halde yapılan müdahale kamulaştırmasız el atma niteliği kazanır.


Kamulaştırmasız El Atma Teriminin Hukuki Dayanağı

Kamulaştırmasız el atma, kanunda doğrudan ayrıntılı olarak düzenlenmiş bir kurum değildir. Bununla birlikte hukuki dayanağını Anayasa’nın mülkiyet hakkına ilişkin hükümlerinden, kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddeden ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun genel sistematiğinden ve 1956 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’ndan alır.


Buna ek olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No’lu Protokol’ün mülkiyetin korunmasına ilişkin düzenlemesi de bu alanda dikkate alınmaktadır. Bu çerçevede idarenin kamulaştırma yapmaksızın taşınmaza müdahalesi, mülkiyet hakkına aykırı bir fiil olarak kabul edilir ve tazminat sorumluluğu doğurur.

 

Kamulaştırmasız El Atma Türleri: Fiili El Atma- Hukuki El Atma

Fiili el atma, idarenin taşınmaza fiziksel olarak müdahale etmesi ve taşınmazı kamu hizmetine tahsis etmesi halinde ortaya çıkar. Bu tür müdahalelerde taşınmaz üzerinde fiili bir işgal söz konusudur ve malik taşınmazını tamamen veya kısmen kullanamaz hale gelir.


Uygulamada yol yapılması, park veya kamu binası inşa edilmesi ya da taşınmazın doğrudan kamu hizmetine ayrılarak kullanılması fiili el atmaya örnek teşkil eder. Bu durumda müdahale açık ve görünür niteliktedir.


Hukuki el atma ise taşınmaza fiziksel bir müdahale olmaksızın, idari işlemler yoluyla mülkiyet hakkının fiilen kısıtlanması durumudur. Burada taşınmaz kağıt üzerinde malik adına kayıtlı olmaya devam eder; ancak kullanım imkânı ortadan kalkar veya ciddi şekilde sınırlandırılır.


İmar planlarında taşınmazın kamu hizmet alanına ayrılması, uzun süre kamulaştırma yapılmaması veya yapılaşma hakkının fiilen engellenmesi bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bu tür durumlarda taşınmaz ekonomik değerini kaybeder ve malik mülkiyet hakkını fiilen kullanamaz.


Hukuki Nitelik ve Sorumluluk

Kamulaştırmasız el atma, doktrinde ve yargı uygulamasında idarenin hukuka aykırı fiilinden doğan bir sorumluluk hali olarak kabul edilmektedir. Bu durumda idare, hukuka aykırı müdahalesi nedeniyle taşınmaz malikine karşı bedel ödeme ve/veya el atmayı sonlandırma yükümlülüğü altına girer.


Bu sorumluluk çoğu durumda kusurdan bağımsız olarak değerlendirilir. Yani idarenin kasıtlı hareket edip etmediğinden bağımsız şekilde, mülkiyet hakkının ihlali sonucu ortaya çıkan zarar giderilmek zorundadır.


Dava Hakkı ve Talep Türleri

Kamulaştırmasız el atma durumunda malik tarafından açılabilecek temel dava, taşınmaz bedelinin tazmin edilmesine yönelik davadır. Bu davada amaç, taşınmazın dava tarihindeki değerinin malike ödenmesidir.


Bunun yanında bazı durumlarda müdahalenin devam ettiği ve fiili el atmanın henüz tamamlanmadığı hallerde el atmanın önlenmesi de gündeme gelebilir. Ancak kamu hizmetinin fiilen başlamış olduğu durumlarda uygulamada esas çözüm genellikle bedel ödenmesi yönünde olmaktadır.


Keşif ve Bilirkişi İncelemesi

Kamulaştırmasız el atma davalarında yargılama sürecinin en kritik aşamalarından biri keşif ve bilirkişi incelemesidir. Mahkeme, uyuşmazlığa konu taşınmazın durumunu yerinde görmek ve teknik değerlendirme yapmak amacıyla keşif yapılmasına karar verir.


Keşif sırasında taşınmazın konumu, fiili durumu, kullanım şekli ve idarenin müdahalesinin kapsamı tespit edilir. Bu tespit, çoğu zaman davanın sonucunu doğrudan etkileyen bir aşamadır.


Keşif sonrasında bilirkişi incelemesine geçilir. Bilirkişiler, taşınmazın değerini belirlerken emsal satışları, taşınmazın imar durumunu, bulunduğu bölgeyi ve ekonomik özelliklerini dikkate alır. Bu aşamada amaç, taşınmazın soyut değil, gerçek piyasa koşullarına göre objektif değerinin ortaya konulmasıdır.


Bedel Tespiti

Kamulaştırmasız el atma davalarında bedel tespiti, davanın en önemli aşamasını oluşturur. Burada belirleyici olan husus, taşınmazın hangi tarihteki değerinin esas alınacağıdır.


Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de uzun yıllardır kamulaştırmasız el atma nedeni ile açılan tazminat davalarında bedelin dava tarihi itibariyle belirlenmesi, bu bedele faiz işletilmesi gerektiği yönünde istikrarlı kararlar vermektedir.


Taşınmazın değeri belirlenirken yalnızca yüzeysel bir hesap yapılmaması gerekmektedir. Taşınmazın gerçek piyasa değeri esas alınır ve bu değer belirlenirken emsal satışlar, taşınmazın imar durumu, kullanım potansiyeli ve bulunduğu bölgedeki ekonomik koşullar dikkate alınmalıdır.


Burada amaç, taşınmazın kağıt üzerindeki değerini değil, gerçek ekonomik karşılığını ortaya koymaktır. Bu nedenle bilirkişi raporları ve mahkemenin değerlendirmesi ve bu sürecin takibi büyük önem taşır.


Faiz Uygulaması ve Başlangıç Tarihi

Kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedelin hangi tarihten itibaren faiz işletileceği, uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir. Yargıtay’ın güncel ve ağırlıklı yaklaşımına göre, taşınmaz bedeline dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi esastır.


Bu yaklaşımın temelinde, malikin alacağının dava ile birlikte talep edilebilir hale gelmesi ve idarenin bu tarihten itibaren temerrüde düşmüş sayılması yer almaktadır. Bu nedenle mahkemeler, hüküm altına alınan bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermektedir.


Faiz türü bakımından ise, kamulaştırmasız el atma davalarında kural olarak yasal faiz uygulanmaktadır. Ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 25/02/2026 tarihli kararında uygulanacak faiz türünün kamu alacaklarına işleyecek en yüksek faiz olması gerektiğine karar verilmiştir. Özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemler ve idarenin ödemeyi geciktirmek için her türlü yola başvurduğu dikkate alındığında Yargıtay’ın vermiş olduğu bu karar vatandaşlar açısından gayet olumlu bir karardır.


Faiz başlangıç tarihinin doğru belirlenmesi, özellikle uzun süren davalarda alacağın gerçek karşılığının elde edilmesi açısından büyük önem taşır. Bu nedenle dava dilekçesinde faiz talebinin açık şekilde belirtilmesi ve başlangıç tarihinin doğru şekilde ileri sürülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir.


Karar ve Hukuki Sonuçları

Mahkeme, yapılan incelemeler sonucunda kamulaştırmasız el atmanın varlığına kanaat getirirse, idarenin taşınmaz malikine bedel ödemesine karar verir. Bu bedel, taşınmazın belirlenen değerine göre hüküm altına alınır.


Verilen karar ile birlikte taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı fiilen tazminatla karşılanmış olur. Fiili el atma durumlarında taşınmazın mülkiyeti çoğu zaman kamu kullanımında kalmaya devam ederken, malik bedelini almış olur. Hukuki el atma durumlarında ise mülkiyet hakkı ekonomik olarak karşılanmış sayılır.


Karara İtiraz ve Yargı Yolu

Kamulaştırmasız el atma davalarında verilen kararlara karşı tarafların istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurma hakkı bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi kararına öncelikle karşı bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.


İstinaf incelemesi sonucunda verilen karara karşı ise şartları varsa temyiz yoluna gidilmesi mümkündür. Bu süreçte özellikle bedel tespitine ilişkin bilirkişi raporları ve mahkemenin değerlendirme yöntemi sıklıkla inceleme konusu yapılmaktadır.


Sonuç

Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamulaştırma usulüne uymaksızın özel mülkiyete müdahalesi sonucu ortaya çıkan ve mülkiyet hakkını doğrudan ihlal eden bir durumdur. Bu tür müdahalelerde idarenin kamu yararı amacına dayanması, tek başına hukuka uygunluk sağlamaz; müdahalenin mutlaka kanuni bir sürece dayanması ve taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesi gerekir.


Uygulamada bu tür uyuşmazlıkların çözümünde en belirleyici unsurlar, taşınmaza yapılan müdahalenin niteliğinin doğru tespit edilmesi, keşif ve bilirkişi incelemesinin sağlıklı yürütülmesi ve taşınmazın gerçek değerinin objektif kriterlere göre belirlenmesidir. Özellikle bedel tespitinde dava tarihinin esas alınması ve taşınmazın piyasa koşullarına göre gerçek değerinin ortaya konulması, bedele uygulanacak faiz miktarı, mülkiyet hakkının korunması açısından kritik öneme sahiptir.


Bununla birlikte verilen mahkeme kararları, yalnızca bir tazminat hükmü olmanın ötesinde, idarenin hukuka aykırı müdahalesinin yargısal denetimden geçirilmesi anlamını da taşır. Karara karşı başvurulabilecek kanun yolları ise hem bedel tespitinin hem de hukuki değerlendirmenin üst denetime tabi tutulmasını sağlar.


Sonuç olarak kamulaştırmasız el atma davaları, yalnızca bir bedel talebi değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının korunmasına yönelik önemli bir hukuki mekanizma niteliğindedir. Bu nedenle sürecin hem teknik hem de hukuki boyutlarının dikkatle ele alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


Bu yazıda kamulaştırmasız el atma ve bu kapsamda açılabilecek tazminat davaları, genel çerçevesiyle ve uygulamaya ışık tutacak temel ilkeler üzerinden ele alınmaya çalışılmıştır. Ancak konunun; bedel tespit yöntemleri, faiz türleri ve başlangıç tarihi, hukuki ve fiili el atma ayrımının sınırları ile yargı içtihatlarındaki farklı yaklaşımlar gibi daha detaylı ve tartışmalı yönleri bulunmaktadır. Bu hususlar, ayrı başlıklar altında daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi gereken konular olup, ilerleyen yazılarda ayrıca ele alınacaktır.

Yorumlar


© 2026 Her hakkı saklıdır. Site hakları Av. İsmail ÇORBACIOĞLU'na aittir. 

bottom of page