Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kapsamında 2B Arazileri İle İlgili Yapılan Düzenlemeler
- İsmail Çorbacıoğlu
- 24 Haz
- 7 dakikada okunur
20/06/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanunu’na Ek Madde 22 ve Ek Madde 23 eklenmiştir. Söz konusu düzenlemeler; orman kadastrosu, tapu kayıtlarının hukuki durumu, tapu kütüğündeki orman şerhleri, Hazine adına tescil edilmiş taşınmazlar ve 2/B uygulamaları bakımından önemli hükümler içermektedir.
Yapılan değişiklikler özellikle; tapulu taşınmazı kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı sınırları içinde kalan kişiler, tapusu mahkeme kararıyla iptal edilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri, devam eden orman kadastrosu ve tapu iptal davaları ile 2/B şartlarını taşıdığı halde daha önce uygulama dışında kalan veya uygulaması hükmen iptal edilen alanlar bakımından değerlendirilmelidir.
Ancak düzenleme, her taşınmaz bakımından kendiliğinden sonuç doğuran genel bir hak tanımamaktadır. Taşınmazın tapu kaydı, kadastro geçmişi, orman kadastrosundaki konumu, hakkında verilmiş mahkeme kararları, kararların infaz edilip edilmediği, taşınmaz bedeli karşılığı ödeme yapılıp yapılmadığı ve taşınmazın özel kanunlar kapsamında kalıp kalmadığı birlikte incelenmelidir.
Ek Madde 22 Hangi Taşınmazları Kapsamaktadır?
Ek Madde 22’nin uygulama alanı, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan bazı taşınmazlardır.
Bununla birlikte düzenleme, orman sınırı içinde kaldığı ileri sürülen her taşınmaz yönünden doğrudan uygulanabilecek genel bir af veya koşulsuz tapu geçerliliği sağlamamaktadır. Maddenin uygulanabilmesi için taşınmazın Hazine adına kayıtlı olmaması, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulmuş olması ve halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda tescilli bulunması gerekmektedir.
Bu şartları taşıyan taşınmazlar bakımından maliklerin idareye başvurması ve başvurunun Orman Genel Müdürlüğü tarafından uygun görülmesi gerekmektedir. Kadastro tespitine yönelik davalı olan taşınmazlarda ise başvuru, davaya taraf olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılabilecektir.
Maddede ayrıca Orman Genel Müdürlüğü tarafından resen inceleme ve araştırma yapılacağı düzenlenmiştir. Bu inceleme sonucunda, gerçek veya tüzel kişiler adına mevcut tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi halinde, söz konusu tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilecektir. Bu durumda tapu kütüğünde orman şerhi bulunması halinde, bu şerhler terkin edilecektir.
Bu yönüyle Ek Madde 22, belirli şartları taşıyan tapulu taşınmazlar bakımından orman kadastrosundan kaynaklanan tapu uyuşmazlıklarının idari yolla çözümlenmesine yönelik özel bir düzenleme niteliğindedir.
Tapusu İptal Edilmiş Ancak Henüz Tapuda İnfaz Edilmemiş Taşınmazlar
Ek Madde 22 yalnızca halen kişiler adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazları değil, tapu iptaline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararlarına konu bazı taşınmazları da kapsamına almaktadır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan taşınmazın orman sınırları içinde kalması sebebiyle tapu iptal ve tescil davaları sonucunda tapularının iptaline karar verilen ve bu kararları kesinleşen, ancak tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da madde kapsamında işlem yapılabilecektir.
Bu durumda, taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince herhangi bir ödeme yapılmamış olması durumunda önceki malik veya akdi ya da kanuni halefleri tarafından başvurulduğu takdirde, taşınmazlar ilgilisine iade edilecektir. Eğer taşınmaz bedeli karşılığı ödeme yapılmışsa, taşınmazın iadesinden önce, yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi gerekmektedir.
Ancak burada geri ödenecek bedel bakımından önemli bir sınırlama getirilmiştir. Buna göre Hazineye geri ödenecek bedel, taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamayacaktır.
Hazine Adına Tescil Edilmiş Taşınmazların İadesi
Düzenleme, tapu iptal kararları infaz edilerek veya rızaen terk yoluyla tapuda Hazine adına tescil edilmiş taşınmazlar bakımından da bir iade imkanı bulunmaktadır.
Bu kapsamdaki taşınmazların önceki malikleri veya onların akdi ve kanuni halefleri, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurabilecektir.
Yine bu durumda da yapılacak başvuru üzerine, taşınmaz bedeli karşılığı herhangi bir ödeme yapılmamışsa veya ödeme yapılmış olmakla birlikte yapılan toplam ödeme Hazineye geri verilirse, taşınmazın ilgilisine iadesinin yapılacağı düzenlenmiştir.
Burada da Hazineye geri ödenecek bedelin taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamayacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle iade süreci yalnızca eski tapu kaydının yeniden tesis edilmesi şeklinde basit bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Taşınmazın geçmiş dava süreci, ödeme durumu, kararın infaz edilip edilmediği, güncel rayiç değer ve başvuru süresi birlikte dikkate alınmalıdır.
Başvuru Yapılmayan veya Bedeli İade Edilmeyen Taşınmazlar
Ek Madde 22’de, ikinci ve üçüncü fıkra kapsamına giren bazı taşınmazların Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından değerlendirilebileceği de hüküm altına alınmıştır.
Buna göre Orman Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan ya da mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilebilecektir. Ayrıca alan büyüklüğüne bakılmaksızın, taşınmazlar arasındaki tescilli veya tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar da bu kapsamda değerlendirilebilecektir.
Bu hüküm, özellikle başvuru sürelerinin ve iade şartlarının dikkatle takip edilmesi gerektiğini göstermektedir. Hazine adına tescil edilmiş taşınmazlarda iki yıllık başvuru süresinin kaçırılması veya ödenen tazminat bedelinin Hazineye iade edilmemesi, taşınmazın farklı idari işlemlere konu edilmesine neden olabilir.
Devam Eden Davalara Etkisi
Ek Madde 22, devam eden veya açılması gereken davalar bakımından da özel hükümler içermektedir.
Maddeye göre, yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmayacaktır. Devam eden davalar bakımından ise bu madde kapsamındaki işlemler mahkemelerce bekletici mesele kabul edilecektir. Bu durumda mahkemenin, idari sürecin sonucunu bekleyerek uyuşmazlığı buna göre değerlendirmesi gerekecektir.
Ayrıca bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, özellikle tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklar bakımından önem taşımaktadır.
Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil davaları, orman şerhinin kaldırılması davaları ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali nedeniyle açılmış tazminat davaları dahil olmak üzere derdest davaların konusuz kalmasına karar verilecektir. Bu durumda yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi düzenlenmiştir.
Bu düzenleme, tarafları bazı durumlarda mevcut yargılama sürecinden ziyade idari başvuru yoluna yönlendiren bir yapı oluşturmaktadır. Bununla birlikte her dosyada davadan vazgeçmenin, idari süreci beklemenin veya mevcut davaya devam etmenin hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.
Hangi Taşınmazlar Kapsam Dışında Bırakılmıştır?
Ek Madde 22 kapsamındaki düzenleme geniş bir alanı ilgilendirmekle birlikte, kanun koyucu bazı taşınmazları açıkça kapsam dışında bırakmıştır.
Buna göre düzenleme;
· 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında bulunan bazı taşınmazlar,
· mülga 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kapsamında tapuya bağlanmış fakat temlik şartları yerine getirilmemiş yerler,
· 4785 sayılı Kanun kapsamında bedeli ödenerek devletleştirilmiş taşınmazlar, 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki taşınmazlar ve
· bazı eski kayıtlı taşınmazlar bakımından uygulanmayacaktır.
Ayrıca 2634 sayılı Kanun kapsamında sınırları tespit ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri, turizm bölgeleri ve turizm alanları; Boğaziçi Kanunu kapsamındaki yerler; mübadele anlaşmaları kapsamındaki taşınmazlar; özel statülü orman alanları; orman rejimine alınan yerler; izin veya irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek oluşturulan taşınmazlar; yanan orman sahaları ile geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan taşınmazlar da madde kapsamı dışında bırakılmıştır.
Bu nedenle, bir taşınmazın orman sınırı içinde kalması ve tapulu olması tek başına yeterli değildir. Taşınmazın hangi mevzuat kapsamında oluştuğu, özel statülü bir alanda kalıp kalmadığı, geçmişte devletleştirme, tahsis, izin, irtifak veya benzeri bir işleme konu olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
İade Halinde Tazminat ve Ecrimisil Talep Edilebilir mi?
Maddede iade işleminin gerçekleşmesi halinde idarelerden hiçbir şekilde tazminat ve ecrimisil talep edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Özellikle daha önce tapunun iptal edilmesi sebebiyle tazminat davası açılmış, tazminat bedeli ödenmiş veya taşınmazın kullanılamamasından kaynaklı ecrimisil ya da benzeri talepler gündeme gelmiş dosyalarda bu hüküm ayrıca önem taşımaktadır.
Ek Madde 23 ile 2/B Uygulamalarında Yapılan Düzenleme
Kanun' nun 15.maddesi ile Orman Kanunu’na 2/B uygulamaları ile ilgili Ek Madde 23 getirilmiştir.
Maddeye göre, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının B bendi uygulamalarının yapıldığı yerlerde, Orman Genel Müdürlüğü tarafından inceleme yapılabilecektir.
Bu inceleme sonucunda, 2/B şartlarını taşıdığı halde maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanunda açıkça sayılan sebepler dışındaki gerekçelerle bu uygulamaların hükmen iptal edildiği yerlerde yeniden 2/B uygulaması yapılabilecektir.
Bu düzenleme, geçmişte 2/B niteliği taşıdığı halde çeşitli yargısal veya idari süreçler nedeniyle 2/B uygulaması iptal edilen alanlar bakımından önemlidir. Ancak bu hükümden, her alanın kendiliğinden 2/B kapsamına alınacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak inceleme sonucunda, ilgili yerin 2/B şartlarını taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilecektir.
Kadastro Tutanaklarında “Uygulama Tamamlandı” Yazması Engel Teşkil Eder mi?
Ek Madde 23’ün dikkat çeken hükümlerinden biri de orman kadastrosu tutanaklarında yer alan kayıtlara ilişkindir.
Maddeye göre, 2/B uygulamalarına ait orman kadastrosu tutanaklarında bu uygulamaların tamamlandığı veya başkaca uygulama yapılacak sahanın bulunmadığının yazılı olup olmadığına bakılmaksızın, bazı alanlarda yeniden 2/B uygulaması yapılabilecektir.
Burada temel ölçüt, ilgili alanın 2/B şartlarını taşımadığının açıkça belirtilip belirtilmediğidir. Eğer taşınmaz veya alan bakımından 2/B şartlarını taşımadığı açıkça belirtilmişse, bu alanlar madde kapsamı dışında kalacaktır.
Buna karşılık, 2/B şartlarını taşımadığı açıkça belirtilmeyen ve yapılacak inceleme sonucunda 2/B şartlarını taşıdığı tespit edilen alanlarda yeniden uygulama yapılabilmesi mümkün hale gelmektedir.
Yapılacak 2/B Uygulaması İkinci Kadastro Sayılmayacaktır
Ek Madde 23’te açıkça, bu maddeye göre yapılacak 2/B uygulamalarının ikinci kadastro sayılmayacağı düzenlenmiştir.
Bu ifade, kadastro hukuku bakımından önemlidir. Zira ikinci kadastro yasağı, orman kadastrosu ve mülkiyet uyuşmazlıklarında sıkça gündeme gelen tartışma başlıklarından biridir. Kanun koyucu, madde kapsamında yapılacak yeni 2/B çalışmasının ikinci kadastro olarak nitelendirilmesini engellemek istemiştir.
Bu nedenle daha önce aynı bölgede 2/B çalışması yapılmış olması veya orman kadastrosunun tamamlanmış bulunması, madde kapsamındaki şartlar mevcutsa yeni bir inceleme ve uygulama yapılmasına tek başına engel teşkil etmeyecektir.
Devam Eden Davalarda Mahkemeye Bildirim Yapılacaktır
Ek Madde 23’e göre, bu madde kapsamında 2/B uygulaması yapılan alanlarda yer alan taşınmazlar hakkında açılmış davalar bulunması halinde, yapılan çalışmalar Orman Genel Müdürlüğü tarafından mahkemeye bildirilecektir.
Bu hüküm, devam eden yargılamalar bakımından önemlidir. Çünkü taşınmaz hakkında devam eden tapu iptali, orman kadastrosu, 2/B tespiti veya mülkiyet uyuşmazlığı bulunan dosyalarda idarenin yaptığı yeni çalışma, mahkemece yapılacak değerlendirmeyi doğrudan etkileyebilir.
Mahkeme, bildirilen çalışmanın kapsamını, taşınmazın konumunu, önceki orman kadastrosu kayıtlarını ve 2/B şartlarının mevcut olup olmadığını somut dosya kapsamı içinde değerlendirecektir.
Sonuç
20/06/2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek Madde 22 ve Ek Madde 23, orman kadastrosu ve 2/B uygulamaları bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Ek Madde 22 ile belirli şartları taşıyan bazı tapu kayıtlarının geçerli kabul edilmesi, tapu kütüğündeki orman şerhlerinin terkin edilmesi, kesinleşmiş tapu iptal kararlarına rağmen henüz infaz edilmemiş veya Hazine adına tescil edilmiş bazı taşınmazlar bakımından başvuru ve iade süreci öngörülmektedir.
Ek Madde 23 ise 2/B şartlarını taşıdığı halde daha önce Kanunda açıkça sayılan sebepler dışındaki gerekçelerle uygulaması hükmen iptal edilen veya uygulama dışında kalan bazı alanlarda yeniden 2/B uygulaması yapılabilmesine imkan tanımaktadır. Ayrıca bu çalışmaların ikinci kadastro sayılmayacağı ve devam eden davalar varsa mahkemeye bildirileceği hüküm altına alınmıştır.
Bununla birlikte düzenleme, her taşınmaz bakımından doğrudan ve otomatik sonuç doğuran bir hak sağlamamaktadır. Taşınmazın tapu durumu, orman kadastrosundaki konumu, geçmiş dava süreci, ödeme yapılıp yapılmadığı, özel kanunlar kapsamında kalıp kalmadığı ve başvuru süreleri birlikte değerlendirilmelidir.
Düzenlemenin yeni yürürlüğe girmiş olması sebebiyle, uygulamanın hangi usul ve esaslar çerçevesinde yürütüleceği zaman içinde yapılacak idari işlemler, genelgeler ve uygulama esaslarıyla netleşecektir. Bu nedenle başvuru süreci başlatılmadan önce güncel idari düzenlemelerin ve uygulamaya yönelik yönetmelik veya genelge duyurularının dikkatle takip edilmesi gerekir.
Her somut olay kendi özellikleri içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle benzer bir taşınmaz uyuşmazlığıyla karşılaşılması halinde, tapu kayıtları, kadastro tutanakları, mahkeme kararları ve idari işlem dosyası birlikte incelenmelidir.



Yorumlar