top of page

İmar Planına ve Plan Değişikliğine İtiraz ve İptal Davası: Askı Süresi, Dava Süresi ve İptal Nedenleri

Yazarın fotoğrafı: İsmail Çorbacıoğlu
İsmail Çorbacıoğlu
1 Eyl
10 dakikada okunur

İmar planları, arazi kullanım biçimini ve yapılaşma koşullarını belirleyen düzenleyici nitelikte idari işlemlerdir. Plan kararları; mülkiyet hakkının kullanımını, yapılaşma imkanlarını, ulaşım sistemini ve çevredeki yol, park, okul, sağlık tesisi gibi kamusal kullanımları doğrudan etkileyebilmektedir.


Hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir imar planına karşı askı süresi içinde idari itiraz yoluna başvurulabileceği gibi, dava açma ehliyeti ve süre koşullarının bulunması halinde idari yargıda iptal davası da açılabilir. Bununla birlikte idari itiraz ile iptal davası birbirinden farklı hukuki yollardır. Başvuru mercii, dava ehliyeti, dava konusu edilecek plan kararı ve süre hesabı ayrı ayrı belirlenmelidir.


İmar Planı Nedir?

                                 

3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca imar planları, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur. Bu planlar; arazi kullanım kararlarını, yapı ve nüfus yoğunluklarını, ulaşım sistemini ve sosyal-teknik altyapı alanlarını düzenler. Plan paftası, plan notları ve plan açıklama raporu planın birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Bu nedenle bir taşınmazın yalnızca plan paftasındaki kullanım rengine bakılarak hukuki ve teknik sonuca ulaşılması yeterli değildir.


Nazım ve Uygulama İmar Planı Arasındaki Fark


Nazım imar planı; genel arazi kullanım biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus ve yapı yoğunluklarını, ulaşım sistemini ve yerleşmenin gelişme yönlerini belirler. Büyükşehir belediyelerinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki ölçeklerde, diğer belediyelerde ise kural olarak 1/5.000 ölçekte hazırlanır.


Uygulama imar planı ise nazım plan kararlarını ayrıntılandırarak yapı adalarını, yolları, yapılaşma koşullarını ve uygulamaya esas diğer kararları gösterir ve 1/1000 ölçekte hazırlanır. Planlar arasındaki kademeli birliktelik ilkesi gereğince alt ölçekli planın üst ölçekli plana uygun olması zorunludur. Bu sebeple bir taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkta uygulama imar planının yanında nazım imar planı ve varsa çevre düzeni planı da incelenmelidir.


İmar Planı Değişikliği


İmar planı değişikliği; yürürlükte bulunan nazım veya uygulama imar planındaki arazi kullanım kararlarının, yapılaşma koşullarının, ulaşım sisteminin, plan notlarının ya da sosyal ve teknik altyapı alanlarının değiştirilmesine yönelik planlama işlemidir. Taşınmaz malikleri, kamu kurumları veya diğer ilgililer plan değişikliği teklifinde bulunabilir. Ancak bir teklifin hazırlanmış veya idareye sunulmuş olması, imar planının kendiliğinden değiştiği anlamına gelmez. Plan değişikliği, ancak kanunen yetkili idari makam tarafından onaylanmasıyla hukuki sonuç doğurur.


İmar Planının/Değişikliğinin Onay ve Askı Süreci


İmar planı ve değişikliğini yapmaya ve onaylamaya yetkili idare, planın ölçeğine ve planlama alanının bulunduğu yere göre belirlenir. Büyükşehir belediyesi bulunmayan yerlerde, belediye sınırları içinde kalan nazım ve uygulama imar planları ile bu planlarda yapılacak değişiklikler ilgili belediye tarafından yapılır veya yaptırılır ve belediye meclisince onaylanır. Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde ise plan değişiklikleri valilik veya ilgilisi tarafından yapılır ya da yaptırılır; valilikçe uygun bulunması hâlinde onaylanır.


Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde ise nazım ve uygulama imar planları yönünden yetki ayrımı bulunmaktadır. 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki ölçeklerde hazırlanan nazım imar planları ve bu planlarda yapılacak değişiklikler büyükşehir belediyesi tarafından yapılır, yaptırılır ve onaylanır. 1/1.000 ölçekli uygulama imar planları ile bu planlarda yapılacak değişiklikler ise kural olarak ilçe belediyesince hazırlanır ve ilçe belediye meclisince kabul edilir. İlçe belediye meclisinin imara ilişkin kararı, nazım imar planına uygunluk yönünden incelenmek üzere büyükşehir belediye meclisine gönderilir. Büyükşehir belediye meclisi kararı aynen veya değiştirerek kabul edebilir. Dolayısıyla büyükşehir belediyesi sınırları içinde 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ve değişikliğinin onay süreci, yalnızca ilçe belediye meclisinin karar almasıyla tamamlanmaz; büyükşehir belediyesinin onay ve denetim sürecinden de geçmesi gerekir. 5216 sayılı Kanun’un 7 ve 14. maddelerinde öngörülen bu yetki ayrımı Danıştay kararlarında da açıklanmaktadır.


Bununla birlikte, bazı alanlarda imar planı yapma ve değiştirme yetkisi özel kanunlarla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına veya başka bir kamu idaresine verilmiş olabilir. Bu nedenle yetkili idare belirlenirken yalnızca planın ölçeğine bakılması yeterli değildir. Planlama alanının turizm merkezi, sit alanı, rezerv yapı alanı, özelleştirme kapsamındaki alan veya özel bir planlama rejimine tabi başka bir alan içinde kalıp kalmadığı da incelenmelidir.


Onaylanan imar planı ve değişiklikleri, genel usule göre ilgili idarenin belirlediği ilan yerlerinde ve internet sayfasında eş zamanlı olarak bir ay süreyle ilan edilir. Kanunda askı süresi “otuz gün” değil, “bir ay” olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle askı ilanında belirtilen başlangıç ve bitiş tarihlerinin ayrıca kontrol edilmesi gerekir. İlgililer, bu bir aylık süre içerisinde plan değişikliğine itiraz edebilir.


Askı süresi içinde yapılan itirazların kabul edilmesi üzerine planda değişiklik yapılması hâlinde, planın değiştirilen kısımları bakımından yeniden ilan ve askı süreci başlatılması gerekir. Başka bir ifadeyle, askı sürecinde yapılan itiraz sonucunda ortaya çıkan yeni plan kararlarının da ilgililerin bilgisine sunulması ve yeniden itiraza açık tutulması zorunludur.


İmar Planına/Değişikliğine İtiraz Nereye Yapılır?


İdari itiraz, bir idari işlemin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeniden değerlendirilmesi amacıyla yetkili idari makama yapılan başvurudur. İtiraz üzerine uyuşmazlık henüz yargı merciine taşınmış olmaz; işlem, idarenin kendi bünyesinde yeniden incelenir. İmar planlarına ilişkin askı itirazı da bu nitelikte bir idari başvurudur.


İtirazın yöneltileceği idare, planın ölçeğine ve planı  veya değişikliğini onaylayarak askıya çıkaran makama göre belirlenir. 3194 sayılı Kanun'un genel düzenlemesi kapsamında belediye meclisince onaylanan planlarda veya değişikliklerde itiraz dilekçesi, planı askıya çıkaran belediye başkanlığına sunulur; belediye başkanlığınca meclise gönderilen itiraz, yetkili belediye meclisi tarafından on beş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanır. Dilekçenin, başvurunun tarihini ve içeriğini ispata elverişli olacak şekilde ilgili belediyenin genel evrak kaydına verilmesi gerekir.


Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde başvuru mercii yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçe belediyesi esas alınarak belirlenmemelidir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca nazım imar planları ile ilçe belediyelerince hazırlanan uygulama imar planlarının ve değişikliklerinin nihai onay süreçleri farklılık gösterir. Nazım imar planlarına ilişkin askı ve itiraz işlemleri kural olarak büyükşehir belediyesi tarafından yürütülür. İlçe belediyesince hazırlanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ise büyükşehir belediye meclisince onaylandıktan sonra ilçe belediyesince askıya çıkarılır ve askı itirazları ilçe belediye meclisince değerlendirilir; kabul edilen itirazların plan değişikliği doğurması halinde değişikliğin yeniden büyükşehir belediyesinin onayına sunulması gerekebilir. Bu nedenle başvuru mercii yalnızca planı onaylayan meclise bakılarak değil, askı ilanını yapan idare ve askı tutanağında gösterilen merci esas alınarak belirlenmelidir.


Belediye ve mücavir alan dışında valilikçe onaylanan planlara ve değişikliğe ilişkin itiraz valiliğe yapılır. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, rezerv yapı alanları veya Bakanlıkça onaylanan diğer özel nitelikli planlarda ise 3194 sayılı Kanun'un genel yetki kuralıyla yetinilmemeli; ilgili özel kanun uyarınca planı onaylayan ve askıya çıkaran idari merci belirlenmelidir.


İtiraz Dilekçesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler


İtiraz, bir aylık askı süresi içinde yazılı olarak yapılmalıdır. Dilekçede itiraz edenin kimlik ve iletişim bilgileri, varsa taşınmazın ada-parsel bilgileri, itiraz edilen planın adı, ölçeği ve onay kararı ile itirazın konusu ve talep sonucu tereddüde yer bırakmayacak biçimde gösterilmelidir. Üst ölçekli plana aykırılık, kamu yararı bulunmaması, yapı veya nüfus yoğunluğunun artırılması, ulaşım ve altyapı dengesinin bozulması, teknik gerekçe ya da zorunlu kurum görüşlerinin bulunmaması gibi hukuka aykırılık iddiaları somutlaştırılmalıdır.


Askı süresi içinde itiraz edilmesi, belediyelerce onaylanan imar planlarına karşı açılacak iptal davasının zorunlu ön koşulu değildir. Dava ehliyeti bulunan kişi, itirazda bulunmamış olsa dahi dava açma süresi içinde doğrudan iptal davası açabilir. Buna karşılık idarenin itirazı incelemiş veya karara bağlamış olması, başvurana kendiliğinden dava ehliyeti kazandırmaz.


Zımni Ret Nedir?


Zımni ret, idarenin kanunda öngörülen süre içinde başvuruya cevap vermemesi halinde başvurunun dava açılabilmesi bakımından reddedilmiş sayılmasıdır. İdarenin sessiz kalması başvurunun esas yönünden incelendiğini göstermez; zımni ret, ilgilinin belirsiz süreyle cevap beklemesini önleyerek yargı yoluna başvurabilmesini sağlar.

 

İmar Planının/ Plan Değişikliğinin İptali Davasını Kimler Açabilir?


İptal davası, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulmasını sağlayan idari dava türüdür. Mahkemece iptal kararı verilmesi halinde işlem, kural olarak tesis edildiği tarihten itibaren doğurduğu hukuki sonuçlarla birlikte ortadan kalkar. İdari itirazın reddi ise başlı başına planın hukuka uygun olduğu anlamına gelmez; planın/değişikliğin hukuka uygunluk denetimi iptal davasında yapılır.


2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca iptal davası, idari işlem nedeniyle menfaati ihlal edilen kişiler tarafından açılabilir. Menfaat ihlali, davacı ile dava konusu idari işlem arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunmasını ifade eder. Danıştay içtihatlarında bu menfaatin kişisel, meşru ve güncel olması aranmaktadır. Planın/değişikliğin hukuka aykırılığı ile davacının dava açma ehliyeti birbirinden ayrı ön inceleme konularıdır; gerekli menfaat ilişkisi kurulamamışsa davanın esası incelenmeden dava ehliyeti yönünden usulden reddi mümkündür.


Taşınmaz Maliki ve Hak Sahipleri


Kendi parselinin kullanım kararı veya yapılaşma koşulları değiştirilen malik bakımından menfaat ilişkisi kural olarak doğrudan kurulabilir. Parselin yol, park, okul veya başka bir kamu hizmeti alanına ayrılması; yapı yoğunluğunun, kat adedinin ya da kullanım fonksiyonunun değiştirilmesi, malikin mülkiyet hakkından yararlanma biçimini etkiler. Kiracı, sınırlı ayni hak sahibi veya paydaşların dava ehliyeti ise hukuki sıfatları, uyuşmazlığın konusu ve plan kararından etkilenme biçimleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir.


Komşu Malik ve Mahalle Sakini


Plan/değişiklik kararı doğrudan kendi parseline ilişkin olmasa dahi komşu veya yakın parsel malikinin dava açma ehliyeti bulunabilir. Ancak komşu malik olmak veya aynı mahallede ikamet etmek, her plan işlemi bakımından kendiliğinden dava hakkı doğurmaz. Plan/değişiklik kararının davacının taşınmazı, ulaşım olanakları, trafik ve yapı yoğunluğu, çevresel koşullar, güvenlik veya kamusal hizmetlere erişimi üzerindeki etkisi somut olgularla ortaya konulmalıdır.


Danıştay Altıncı Dairesinin 11.09.2019 tarihli, E.2015/3607 ve K.2019/7090 sayılı kararında; planlama bölgesinde taşınmaz maliki olma, plan değişikliğinden etkilenme ve komşu parsel maliki olma gibi somut hususların araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Dairenin 09.01.2024 tarihli, E.2023/4437 ve K.2024/60 sayılı oyçokluğu kararında, plan alanına yürüme mesafesinde ikamet eden davacının dava ehliyeti bulunmadığı yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararı onanmıştır. Karşı oyda ise planın nüfus, trafik ve hava kirliliği üzerindeki etkileri nedeniyle davacı ile plan arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu savunulmuştur. Bu nedenle plan alanına yakınlık tek başına kesin bir ölçüt olmayıp planın davacı üzerindeki somut etkisi ayrıca ortaya konulmalıdır.


İmar Planı/Değişikliği Hangi Nedenlerle İptal Edilebilir?


İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka uygun olması zorunludur. İmar planlarının yargısal denetiminde bu unsurların yanında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı ölçütleri de esas alınır. Somut uyuşmazlığın özelliklerine göre aşağıdaki hususlar hukuka aykırılık nedeni oluşturabilir:

•        Planın/değişikliğin yetkisiz idari makam veya organ tarafından onaylanması; kanunen zorunlu görüş, onay, ilan ya da askı işlemlerinin usulüne uygun yürütülmemesi,

•        Uygulama imar planının/değişikliğinin nazım imar planına veya planın üst ölçekli çevre düzeni planına aykırı olması ve planlar arasındaki kademeli birlikteliğin bozulması,

•        Plan/değişiklik yeterli araştırma, etüt, analiz ve güncel veriye dayanmaması; teknik ve nesnel gerekçenin plan açıklama raporunda ortaya konulmaması,

•        Planlama ihtiyacı ve kamu yararı yerine belirli bir kişi, kuruluş veya taşınmaz lehine özel düzenleme yapılması,

•        Nüfus veya yapı yoğunluğu artırıldığı halde ulaşım, otopark, eğitim, sağlık, yeşil alan ve diğer sosyal-teknik altyapı ihtiyacının karşılanmaması,

•        Planın/değişikliğin ana kararlarının, bütünlüğünün, sürekliliğinin veya ulaşım ve altyapı dengesinin bozulması,

•        Mülkiyet hakkına getirilen sınırlama ile amaçlanan kamu yararı arasında ölçülü ve hakkaniyete uygun bir dengenin kurulmaması.


İmar Planı/Değişikliği İptal Davasında Dava Açma Süresi


Askı süresi içinde itiraz edilmemişse imar planına/değişikliğine karşı, kural olarak bir aylık askı ilanının son gününü izleyen günden itibaren altmış gün içinde iptal davası açılması gerekir. Askı süresi içinde itiraz edilmişse itirazın açıkça reddine ilişkin kararın tebliği veya zımni ret hükümleri dava açma süresinin hesabını etkiler. Bu hesap yalnızca 3194 sayılı Kanun'da belediye meclisi için öngörülen on beş günlük inceleme süresi esas alınarak yapılmamalıdır.


İYUK'un 11. maddesinde 2021 yılında yapılan değişiklikle idari başvurular bakımından zımni ret süresi genel olarak otuz güne indirilmiştir. Bununla birlikte Danıştay Altıncı Dairesinin 15.10.2024 tarihli, E.2024/1107 ve K.2024/5535 sayılı kararında; askı tutanağında otuz günlük sürenin gösterilmemesi nedeniyle hukuki güvenlik ilkesi gözetilerek önceki altmış günlük süre uygulanmıştır. Bununla birlikte Danıştay Altıncı Dairesinin 23.10.2025 tarihli, E.2024/3544 ve K.2025/5268 sayılı oyçokluğu kararında otuz günlük zımni ret süresi esas alınmış; karşı oyda ise askı tutanağında bu sürenin gösterilmemesi nedeniyle altmış günlük sürenin uygulanması gerektiği savunulmuştur.


Danıştayın güncel kararları birlikte değerlendirildiğinde, askı tutanağında başvuru süresinin gösterilmemesi hâlinde uygulanacak zımni ret süresi konusunda farklı değerlendirmeler bulunduğu görülmektedir. Hak kaybı yaşanmaması bakımından dava süresinin otuz günlük zımni ret süresi esas alınarak hesaplanması ihtiyatlı olacaktır. Bu nedenle planın onay ve askı tarihleri, itiraz dilekçesinin idare kayıtlarına giriş tarihi, askı ilanındaki süre bilgisi, varsa açık ret kararının tarihi ve tebliğ belgesi birlikte incelenmelidir.


Uygulama İşlemi Üzerine İmar Planı Dava Konusu Edilebilir mi?


Uygulama işlemi, düzenleyici nitelikteki imar planının belirli bir kişi veya taşınmaz bakımından somut olarak uygulanmasını sağlayan bireysel idari işlemdir. Parselasyon işlemi veya yapı ruhsatı, somut olayın özelliklerine göre imar planının uygulama işlemi niteliğinde olabilir.


Doğrudan imar planına karşı dava açma süresi geçirilmiş olsa dahi İYUK'un 7/4. maddesi uyarınca planın uygulanması üzerine tesis edilen işlemle birlikte dayanak imar planının da dava konusu edilmesi bazı hallerde mümkündür. Ancak idarece daha sonra tesis edilen her işlem planın uygulama işlemi sayılmaz. Bireysel işlem ile plan arasındaki hukuki bağın ve her iki işleme ilişkin dava süresinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.


Dava Hangi Mahkemede ve Hangi İdareye Karşı Açılır?


Dava, kural olarak taşınmazın veya planlama/değişikliğe konu alanının bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır. Davalı idare ise iptali istenen plan/değişiklik işlemini kesin ve yürütülmesi zorunlu hale getiren idari makam esas alınarak belirlenir.


Planın ölçeği, onaylayan makam ve özel kanunlarda yer alan yetki kuralları görevli ve yetkili yargı yerinin ve davalı idarenin belirlenmesini etkileyebilir. Nazım ve uygulama imar planlarının farklı idarelerce onaylanması halinde, hangi plan kararlarının ve hangi idarelerin davaya dahil edileceği somut uyuşmazlığa göre tespit edilmelidir.


İmar Planı/Değişikliği İptali Davalarında Yürütmenin Durdurulması


İmar planına veya plan değişikliğine karşı iptal davası açılması, planın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar verebilmesi için, İYUK m.27 uyarınca, dava konusu planın açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.


Telafisi güç veya imkânsız zarar; planın daha sonra iptal edilmesiyle önceki hukuki ve fiilî durumun kolaylıkla geri getirilememesi ya da eski hâle dönüşün yeni davalar, yıkım işlemleri, yüksek maliyetler ve uzun bir idari süreç gerektirmesi anlamına gelir. Bu zarar yalnızca taşınmaz malikinin ekonomik kaybından ibaret değildir. Kent dokusu, çevre, sosyal ve teknik altyapı dengesi ile kamu yararı bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar da değerlendirilir.


Planın uygulanmasına dayanılarak yapı ruhsatı verilmesi, kazı ve inşaat faaliyetlerine başlanması, parselasyon işlemi yapılması, tapu kayıtlarının değiştirilmesi, yol veya altyapı çalışmalarının gerçekleştirilmesi telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Özellikle yapılaşma yoğunluğunu artıran bir plan değişikliğine dayanılarak inşaata başlanması hâlinde, planın sonradan iptal edilmesi yapının durdurulması veya yıkılması ile üçüncü kişiler yönünden yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Nitekim Danıştay, dayanak imar planının yürütmesinin durdurulması hâlinde devam eden inşaatın durdurulması gerektiğini kabul etmektedir (Danıştay 6. Daire, E.2008/10824, K.2009/608).


Park, eğitim, sağlık, ibadet alanı veya diğer sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması ya da yerinin değiştirilmesi de tek başına değil, planın uygulanmasıyla doğuracağı somut sonuçlarla birlikte değerlendirilmelidir. Bu alanlarda başka bir kullanıma yönelik yapılaşmaya başlanması, mevcut ağaçların kesilmesi, çevresel veya kültürel değerlerin ortadan kaldırılması ya da kamu hizmetinin sürekliliğinin bozulması hâlinde, plan iptal edilse dahi önceki durumun yeniden kurulması güçleşebilir.


Buna karşılık taşınmazın değerinin düşmesi, yapılaşma hakkının azalması veya planın genel olarak hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi, tek başına telafisi güç zarar şartının gerçekleştiğini göstermeyebilir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinde, planın hangi uygulama işlemlerine dayanak oluşturacağı, uygulamanın başlayıp başlamadığı ve dava sonuçlanıncaya kadar hangi geri döndürülemez sonuçların ortaya çıkabileceği somut bilgi ve belgelerle açıklanmalıdır.


Yürütmenin durdurulması kararı planı iptal etmez; planın uygulanabilirliğini dava sonuçlanıncaya veya mahkemece yeni bir karar verilinceye kadar geçici olarak askıya alır. Böylece dava konusu planın ruhsat, parselasyon ve diğer imar uygulamalarına dayanak oluşturmasının önüne geçilmesi amaçlanır.


İtiraz ve Dava Öncesinde Hangi Belgeler İncelenmeli?


İdari itiraz veya iptal davası hazırlanmadan önce yalnızca yürürlükteki plan paftasının incelenmesi yeterli değildir. Planın/plan değişikliğinin hazırlanma, onay, ilan ve uygulanma sürecine ilişkin aşağıdaki belgeler birlikte değerlendirilmelidir:

•        Planı/değişikliği kesin olarak onaylayan meclis veya idari makam kararı ile imar komisyonu raporu,

•        Nazım ve uygulama imar planı paftaları, plan notları ve plan açıklama raporları,

•        Değişiklik varsa önceki ve sonraki plan kararlarını gösteren karşılaştırmalı belgeler,

•        Üst ölçekli planlar, kurum görüşleri, jeolojik ve teknik etütler ile nüfus-ulaşım analizleri,

•        Askı tutanağı, ilan tarihleri, itiraz dilekçesi, idarenin cevabı ve tebliğ belgeleri,

•        Davacının tapu kaydı veya ikametgahı ile plan/değişiklikten nasıl etkilendiğini gösteren harita, mesafe ölçümü, fotoğraf ve diğer deliller,

•        Sosyal donatı alanı taşınıyorsa eski ve yeni alanın büyüklüğü, konumu, erişilebilirliği ve yapılaşmaya elverişliliğine ilişkin veriler.


Sonuç


İmar planına ve plan değişikliğine karşı başvurulacak hukuki yolun sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için planın veya değişikliğin onay ve askı sürecinin gecikmeksizin incelenmesi gerekir. İtiraz dilekçesinde planın veya değişikliğin somut etkileri ve hukuka aykırılık nedenleri ortaya konulmalı; iptal davasında ise dava ehliyeti, süre, dava konusu edilecek kesin işlem, görevli mahkeme ve davalı idare birlikte değerlendirilmelidir.


Plan değişikliklerinde değişikliği zorunlu kılan teknik ve nesnel nedenler, üst ölçekli planlarla uyum, kamu yararı ve altyapı dengesi özellikle incelenmelidir. Okul, park, sağlık, ibadet veya sosyal tesis alanlarının kaldırılması ya da taşınması halinde yalnızca alan büyüklüğü değil; ilgili kurum görüşü, hizmet etki alanı, yaya erişimi ve yeni alanın gerçek anlamda eşdeğer olup olmadığı araştırılmalıdır.


Dava açma süresinin hesabı planın ilan şekline, itiraz tarihine, idarenin cevabına ve tebligat belgelerine göre değişebildiğinden her uyuşmazlık kendi maddi ve hukuki koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Yorumlar


© 2026 Her hakkı saklıdır. Site hakları Av. İsmail ÇORBACIOĞLU'na aittir. 

bottom of page